Dunning Kruger Sendromu Nedir?

Çarşamba, Nisan 02, 2014

Dunning Kruger Sendromu Nedir?


Resim Kaynak - Unsplash

"Dunning Kruger Etkisi", yetkin ve yetkin olmayan kisilerin olaylara bakis acilarini ve yorum getirme anlayislarini / farkliliklarini inceler. 1999 yilinda Cornell Univeritesi'nde calisan iki psikolog Justin Kruger ve David Dunning tarafindan ortaya atilan bu varsayim, 2000 yilinda psikoloji alaninda kendilerine Nobel odulu kazandirmistir.

Yapilan arastirmalar gostermistir ki, bir konu hakkinda gercekte az sey bilen / hic birsey bilmeyen kisiler, kendilerinin o konuda bilgi sahibi olduklarina inanma egilimi tasimaktadirlar. Aslinda oldukca eski bir dusunce olmasina ragmen Kruger ve Dunning tarafindan ismi konularak net sekilde tarif edilmistir. Ikilinin yaptiklari calismanin basligi da konu hakkinda fikir vermektedir. "Yeteneksiz ve farkinda degil (Unskilled and unaware of it)". Buna gore, bilgisiz veya donanimsiz kisiler, sahip olduklari yetkinlikleri ve uzmanliklari abartma egilimi icine girerler, bunun tam tersine gercekten uzman olan kisiler de kendilerini kucumseme egilimi gostermektedir. Bu sendrom, pek cok kaynakta donanimsiz olan kisilerin kendilerini ustun gormesi yonuyle ele alinmakla birlikte, ben burada diger yonune de vurgu yapmak istiyorum. Bilgi cogu kez mutevaziligi de beraberinde getiriyor. Cunku hangi konu olursa olsun aslinda ogrenmenin, bilgi edinmenin sonu yok. Hal boyle olunca da, belli bir alanda bilgi edinmeye baslayan kisi kendisini daha yolun basinda hissediyor ve "ben ne bilirim ki?" dusuncesiyle kendini geri cekme egilimine giriyor. Bunun tam tersine bir konuda derinlemesine bilgi sahibi olmayan bir kisi ise, "bu konu ne kadar zor olabilir ki?" diyor ve sahip oldugu temel duzeyde bilgiyi abartarak cevresine yansitma egilimine giriyor.  Burada gecen "bilgi seviyesi" yerine "deneyim"i getirirsek ayni yorumlamalar gecerli olacaktir.

1999 yilinda, Cornell Universitesi'nde 45 ogrencinin katildigi bir deney duzenlenmistir. Ogrencilere yoneltilen sorularla cesitli konulardaki bilgi seviyeleri belirlenmistir. Sonucta ilginc bir durum ortaya cikmistir. Sorulara en az dogru cevabi veren ogrenciler, sorularin en azindan 60% - 70%'ine yakinini dogru olarak yanitladiklarini belirtmislerdir. Bu ogrencilerde basari orani 10%'da kalmisitir. Bunun aksine, sorularin 90%'sini dogru yanitlayan ogrenciler ise sorularin sadece 70%'ine dogru yanit verdiklerini dusunduklerini belirtmislerdir. Ozetle, basarili olan ogrenciler gercek basarilarini degerlendirme becerisini disari yansitmamislar, alcak gonullu davranmislardir; bunun tersine, kendini oven ve sorularin cevaplarini bildiklerini iddia eden kisiler de aslinda basarisiz olduklari halde kendilerine guvenmeleri ile dikkat cekmislerdir.


Resim Kaynak

Yukaridaki grafigi kisaca yorumlamak gerekirse, alandaki bilgisi / deneyimi hic bulunmayan kisilerin kendine guven seviyeleri neredeyse 100%'dur. Bilgi ve deneyim seviyesi arttikca, kendine guven seviyesi de giderek azalmaya baslar. Bilgi seviyesi uzmanlik duzeyine ulastigi noktada kendine guven seviyesi de yukselir ancak hic bir zaman icin 100% olmaz. 


Resim Kaynak

Yukaridaki grafik bir sinavda beklenen test skoru ile gercek test skorlarini karsilastirmaktadir. Orta puanin ustunde not almayi bekleyen kisilerin gercek notlari oldukca dusukken, dusuk alacagini soyleyen kisiler genellikle bekledikleri notun ustune cikmaktadir. 




Teori ile ortaya cikan varsayımlar ***


  • Yetkin olmayan insanlar becerilerine aşırı değer biçme eğilimindedirler.
  • Yetkin olmayan insanlar diğer insanlardaki gerçek beceriyi farkedememektedirler.
  • Yetkin olmayan insanlar kendilerindeki yetersizliğin boyutunu görememektedirler.
  • Eğer bu yetkin olmayan insanlar becerilerini geliştirmek üzere eğitilirlerse, geçmişteki eksikliklerini farkedip kabul etmektedirler.


quick edit


ANASAYFA

Benzer Yazilar

0 comments

GUNCEL YAZILAR



Oneriler

Oneriler...