Siyah Kugu - Olasiliksiz Gorunenin Etkisi (Kitap)

Wednesday, January 06, 2016

Siyah Kugu - Olasiliksiz Gorunenin Etkisi (Kitap)



Siyah Kugu / Nassim Nicholas Taleb / 2014

Lubnan asili Nassim Nicholas Taleb'in kaleme aldigi Siyah Kugu - Olasiliksiz Gorunenin Etkisi isimli kitap, 2014 yilinda Varlik Yayinlari tarafindan cikarilmis ve 511 sayfa. Kitabin sonunda bir sozluk ve dizin yer aliyor.

Yazar, "Siyah Kugu" terimini bir metafor olarak kullanmaktadir. "Bugune kadar gordugunuz tum kugularin beyaz olmasi, siyah kugularin bulunmadigi anlamina gelmez. Tek bir siyah kugunun bile gorulmesi yeterlidir." fikrinden hareket eden yazar, Siyah Kugu olarak bahsedecegi olaylar icin 3 temel ozellik belirlemistir (sayfa 9-10):

> Olagan beklentilerin disinda kalmasindan dolayi siradisi ve ongorulemez olmasi,
> Olaganustu bir etki gucune sahip olmasi,
> Beklenmedik olmasina ragmen, olgunun gerceklesmesinden sonra, aciklanabilir ve ongorulebilir hale getirecek birtakim aciklamalar yapilmasi.

Siyah Kugu mantigi, bilmediklerinizi bildiklerinizden cok daha onemli kilar. (sayfa 11) Aslinda, bir olayin tam da olmasina ihtimal verilmedigi icin gerceklestigini gormek oldukca tuhaftir. Bildiginiz her sey, eger dusmaniniz da bildiginizi biliyorsa onemsiz hale gelebilir. Bir girisimin getirisi genellikle tahmin edilenle ters orantilidir. Sasirtici olan, tahminlerimizdeki hatalarin buyuklugunden cok, bunun farkinda olmayisimiz. Siyah kugular ongorulemedigine gore, safca onlari ongormeye calismak yerine varliklarina alismamiz gerekir. Bildiklerimize asiri odaklanmadan kaynaklanan bir baska kusurumuz da geneli degil, kesin olani ogrenmeye egilimli olmamizdir. Kurallari degil olgulari ogreniyoruz. Soyut olani kucumsuyoruz. Bir olay meydana geldikten sonra cikarilmasi gereken ana sonucu ogrenmek yerine ayrintilardan - belki de hic isimize yaramayacak olan - bir takim yan sonuclar ogrenmeye egilimliyiz. (sayfa 12-13-14) 

Onlemin tedaviden daha gerekli oldugunu herkes bilir, fakat onlemler pek odullendirilmez. Yaygin olaylari anlayabilmek icin genellikle ender gorulen uc olaylari incelemek gerekir. Cunku, aslinda normal olan cogu zaman onemsizdir. Sosyal yasama iliskin neredeyse tum calismalar "normal" olana odaklanarak "can egrisi" cikarsama yontemiyle yapilir. Can egrisi, buyuk sapmalari goz ardi eder, bu sekilde belirsizligin hafifletildigi dusunulur. Bu durumu yazar, Buyuk Entelektuel Sahtekarlik (BES) olarak adlandirilmistir. (sayfa 17-18) (Giris) 

Okunmus kitaplar, okunmamislardan daha az degerlidir. Aslinda ne kadar cok bilirseniz, okumadiginiz kitaplarin sayisi da o kadar cogalir. Okunmamis kitaplara agirlik veren ve bilgisini bir hazine olarak gormeye calisan bir anti-akademisyeni yazar, "kuskucu deneyci" olarak adlandirilir.  (sayfa 23-24) (I.Kisim)

Beyin gocunun geri donusu zordur, eski entelektuel inceligin bir kismi sonsuza dek kaybolmus olabilir. Insan zihninin tarihle temasa gecerken sergiledigi uc kusur vardir; yazar bunu pusluluk uclusu olarak adlandiriyor. (sayfa 30-31) 

a) anlati yaniltmacasi, yani dusunulenden daha karmasik bir dunyada neler olup bittiginin bilindiginin zannedilmesi,
b) geriye donuk carpitma, yani meseleleri ancak olay olduktan sonra, sanki bir dikiz aynasindaymis gibi degerlendirilmesi,
c) olgusal bilgiye fazla deger bicilmesi ve yetki sahibi, bilgili insanlarin kategoriler yaratirken -"Platoniklestirirken"- yasadiklari handikap.

Tarih ve toplumlar emeklemez, sicrama yaparlar. Ciddi bir titresim hissettirmeden, bir kirilmadan digerine gecerler. Yine de insanlar, ongorulebilir, kucuk asamalar halinde ilerlemeye inanmak isterler.  Insan bellegi sonradan gerceklesen olgularla ortusen verileri hatirlama egilimi gosterir. Platoniklik, gercekligi keskin sekiller halinde bolumleme isteginin bir kez daha ortaya cikisidir. Platonik sinir bolgesi, gercekligin algilanisini sekteye ugrattigi bir alandir. (sayfa 34-35-38-43) (1.Bolum) 

Yazar, 3. bolumde iki kavrama yer vermektedir: "Asiristan" (Mediocristan) ve "Vasatistan" (Extremistan). (sayfa 62)

Vasatistan; olceklenemez, ilimlidir, 1. tip rastlantisallik icerir. En tipik uyesi ortalamadir. Fiziksel sinirlari vardir ve kazananlar pastadan kucuk pay alirlar. Tek bir ornek grubu temsil etmez. Rutin ve ongorulebilirdir. Gozlemle grup dinamikleri anlasilir. Can egrisine uygun dagilim vardir. Tarih emekler. Bilgi hizla cogalir. Siyah Kugu etkisine genel olarak kapalidir. Ornek konular: boy, kilo, kalori tuketimi, bir dis hekiminin geliri, vb.

Asiristan; olceklenebilir, asiridir, 2. tip rastlantisallik icerir. Ortalama uye yoktur, en azlar veya en coklar vardir. Fiziksel sinirlar yoktur ve kazananlar pastanin neredeyse tumunu alirlar. Az sayida siradisi olay vardir. Rastlantisal ve ongorulmemistir. Neler oldugunu anlamak zaman alicidir. Can egrisine uygun degildir. Tarih sicramalar yapar. Bilgi yavas ve duzensiz olarak buyur. Siyah Kugu etkisine aciktir. (Her zaman icermeyebilir.) Ornek konular: servet, gelir, yazar basina kitap satislari, sehirlerin nufusu, bir dili konusanlarin sayisi, sirketlerin buyuklugu, vb.

Bir ayakkabinin tasarimi, imalatindan cok daha fazla para kazandirir. Nike, Dell ve Boing, yalnizca dusunerek, organize ederek, teknik bilgi ve fikirlerini yatirima donusturerek kazanc elde ederken, gelismekte olan ulkelerdeki taseron firmalar agir isi yapar, kulturlu ve matematikci ulkelerdeki muhendisler ise yaraticilik gerektirmeyen teknik islerle ugrasir. Amerikan ekonomisi kalkinmasini buyuk oranda fikir uretimine borcludir, bu da imalata yonelik islerin azalmasi ile yukselen hayat standardi arasindaki bagi aciklamaktadir.  (sayfa 57) (3. Bolum)

Arka Kapak

Gozlem yoluyla edinilmis her turlu bilgi tuzaklarla doludur. Tumevarimin en kaygi verici yonu geriye dogru ogrenmedir. Gecmiste gecerli olan bir sey, hic beklenmedik bir zamanda gecerliligini yitirilebilir. (sayfa 66-67) (Once gunler boyunca beslenen, sonra da kesilen hindi hikayesi) 

Siyah Kugu korlugunun neden oldugu baslica hususlar sunlardir (sayfa 77) (4. Bolum):

> Gorulmus olanin secilmis kisimlarina odaklanip, buradan gorulmemis olana genelleme yapmak: Teyit Hatasi,
> Kesin orneklere olan Platonik susuzlugu giderecek hikayelerle kisinin kendisini kandirmasi: Anlati Yaniltmacasi,
> Siyah Kugu yokmus gibi davranmak: insan dogasi Siyah Kugular icin programlanmamistir,
> Her sey gorunenden ibaret degildir. Tarih, Siyah Kugulari saklar ve bu olaylarin olasiliklarina iliskin yanlis bir fikir verir: Sessiz Delilin Carpitilmasi,
> At Gozlugu Ile Bakmak: Belirsizligin iyi tanimlanmis birkac kaynagina, Siyah Kugularin cok ozgul bir listesine odaklanmak (kolayca akla gelmeyen digerlerini gozardi etmek).

Bir dizi dogrulayici olgu mutlak surette delil olusturmaz. Beyaz kugulari gormek, Siyah Kugularin olmadigini kanitlamaz. Ancak, bir Siyah Kugu gormek, tum kugularin beyaz olmadigini dogrular. Gercege dogrulama yoluyla degil, negatif orneklerle yaklasilir. Bir seyin kanitinin olmamasi ile bir seyin yoklugunun kanitinin birbirine karistirilmasi cift yonlu yanilgidir. (sayfa 79-84) (5. Bolum) (Teyit Hatasi)

Anlati yaniltmacasi, asiri yorumlama egilimi ve kisa oykuleri ham gerceklere yeglemekle ilgilidir. Enformasyon, kucultmeyi ister. Olgulari yargida bulunmadan ve aciklamalardan kacinarak gormek ciddi bir caba gerektirir. Bu kuramsallastirma hastaligi ise nadiren kontrol altindadir.  Cogu durumda bir takim secimler yapilir ve bu secimlerin nedenleri icin sonradan uydurulmus gerekceler secilir. (Sonradan Ussallastirma) Kuramlastirmama, kuramlastirmaktan daha fazla enerji gerektirir. (sayfa 92-93-94-96) 

Anlatmaya egilimli olmanin nedenleri arasinda enformasyon edinmenin, depolamanin, yonlendirmenin ve yeniden kullanmanin pahali olmasidir. Enformasyonu bir model haline getirmek, hatirlamayi kolay hale getirir. Bir seyleri basitlestirmeye iten kosul, dunyanin gercekte oldugundan daha az rastlantisal oldugunu dusunmeye sevk eder. Siyah Kugu basitlestirmenin disinda kalan seydir. Insan bellegindeki olaylari, sonrasinda neler oldugunu bilerek animsar. Gercekte bellek statik degil, dinamiktir, sonradan gelen yeni metinlerin surekli kaydedildigi bir kagit gibidir. Bir seyleri aciklamanin bir milyon yolu olabilir ama dogru aciklama yeganedir. Anlati yaniltmacasindan kacinmak icin, varsayimlarda bulunmak, deney yapmak ya da sinanabilir tahminler yurutmek gerekir. Insan icinde soyut olana karsi bir hosnutsuzluk besler. Olaylari aciklarken salt olani soylemek yerine nedenin eklenmesi, meseleyi daha akla yatkin ve olasi hale getirir. Insanlar cogu kez, yanlis "olasiliksiz" olaylar icin endise eder. Tekrar eden olaylardan ders alinir, tekrarlanamaz olaylar ise meydana gelmelerinden once gozardi edilir, sonrasinda ise bir sureligune abartilir. Yapilan arastirmalarda, eylemler dusunme tarzina gore "Sistem 1" (deneysel) ve "Sistem 2" (bilissel) olarak ikiye ayrilmistir. Sistem 1, caba gerektirmez, otomatik, hizli ve muglaktir, paralel isler, hatalara aciktir, sezgidir. Sistem 2, dusunmektir, daha az hata icerir, sonuca bilincli olarak ulasilir. (sayfa 98-99-101-102-103-104-107-108-109-113-114) (6. Bolum)

Cogu insan dogru birseyler yaptigi dusuncesiyle calisip, uzun bir sure somut sonuclar elde edemeyebilir. Tatminkar bir sonuc almalari surekli gecikirken, akranlarinin surekli insafsizligi karsisinda ayakta kalabilmeleri icin guce ihtiyaclari vardir. Insanin sezgileri dogrusal olmayan seyleri algilamaya uygun degildir. (sayfa 120) Bir problem ustunde bir yil dusunup hic bir sonuca varamayabilirsiniz, ancak sonra bir anda cozume ulasabilirsiniz. 

Dogrusal olmayan iliskiler degiskenlik gosterebilir. Haz duygusu miktar arttikca dusmektedir (su icme ornegi) Dogrusal ilerleme bir norm degildir. Mutluluk, psikologlarin "pozitif etki" olarak adlandirdiklari olumlu hislerin yogunluk derecesinden cok, duydulduklari anlarin sayisina baglidir. Bir haberin ne kadar iyi oldugundan cok, etkisinin zamana esit sekilde yayilmasi onemlidir. Mutsuzluk icin ise tersi gecerlidir. Acilarin tumunu kisa bir sureye toplamak, uzun vadeye yaymaktan daha iyidir. (sayfa 122-125) (7. Bolum)

Gorunenler zaten ortadadir ancak her sey gorunenlerden ibaret degildir, bu da Sessiz Delil Sorununu beraberinde getirir. Tarih kavramiyla iliskili her seyde sessiz delil sorunu ortaya cikar. Sessiz delil, olaylarin kendilerine ozgu, ozellikle de Siyah Kugu tipi rastlantisalligini gizlemek icin kullandiklari bir seydir. "Bakin sizin icin ne yaptim"i pazarlamak, "Bakin sizin icin neye engel oldum"u pazarlamaktan kolaydir. Kurtarilmis bir hayat istatistiktir; zarar gormus bir insan ise bir hikayedir. Istatistikler gorulmez; oysa hikayeler on plandadir. Bunun gibi, Siyah Kugu riski de gorunmezdir. Sessiz delil sorunu en vahim bicimde istikrar yanilsamasiyla boy gosterir. Kalabalik bir orneklemde, elbette bazi kazananlar olacaktir - sag kalan Casanova'lar, sansi yaver giden acemiler (Acemi Sansi). Insanlari olasi sonuclarin degiskenliginden habersiz bir sekilde gozu kapali risklere girmeye tesvik eden risk alma genleri vardir. Kisilerin sans eseri belli bir noktaya kadar gelmis olmasi, ayni riskleri almaya devam etmeleri gerektigi anlamina gelmez. Nedensellik kavrami o kadar on plandadir ki, rastlantisalligi kabul etmektense, cunku demenin daha akillica oldugu dusunulmektedir. Sessiz deliller, Siyah Kugularin rolunu ve onemini carpitir. Bazi durumlarda (ornegin, edebi basarilarda) asiri abartiya, bazi durumlarda (tarihin istikrarliligi, insan turunun kaliciligi) ise hafife almaya yol acarlar. (sayfa 136-137-149-150-153-154-158-159) (8. Bolum)

Buyuk teknolojik gelismelerin degeri cok sonradan anlasildi. Bunun nedeni, kisilerin gelecege "dar acidan" bakma egilimi gosterip, gelecegi Siyah Kugusuz olarak dusunmeleridir. (sayfa 175) (II. Kisim)

"Ongoru Skandali" baslikli bolumde, insanin (gercekte olandan biraz daha fazlasini) bildigini dusundugu seyler hakkinda acikca gorulebilir sekilde kibirli olmasi ve bu kibrin ongoruyle ilgili tum faaliyetler acisindan anlami inceleniyor. Yazar, bilginin siniriyla ilgili kustahligi Epistemik Kibir olarak adlandirmaktadir. Bir konuda tek tek bireylerin tahmini degil, grubun ortalama tahmini ele alindiginda, gercek sayi ile arada bir fark ortaya cikar ve bu fark beklenenden oldukca yuksektir. Epistemik kibrin cift yonlu etkisi vardir; kisi bildiklerinin degerini abartir ya da olasi belirsiz durumlarin araligini daraltarak belirsizligi hafife alir. Gelecege iliskin her turlu kararda carpitmanin izleri gorulur. Burada degerlendirilen nokta, kac kisinin bildigi degil, insanlarin gercekte bildikleri ile bildiklerini sandiklati seyler arasindaki farktir. Olaylar, ciddi azi sama ve abartinin karmasiyla meydana gelen hesaplama hatalarina son derece aciktir. Hatalar, olaya ne denli uzak kalinirsa o oranda artar. Olasilik orani buyudukce epistemik kibir de artar. Bir kisinin bilmedigi ama bir baskasinin bilebilecegi seyi tahmin etmekle, henuz meydana gelmemis olani ongormek ayni seydir. Birine ne kadar cok enformasyon verilirse, surec boyunca o kadar cok varsayim uretecektir, yani onemsiz ayrintilara dair fazladan verilen bilgi faydasiz olacaktir. Insanin bir konu hakkinda bir kez olusan fikrini degistirmesi oldukca zordur, bundan oturu kuramlarini gelistirmeyi erteleyenler daha avantajli durumdadir. Iki mekanizma burada devreye girer: dogrulama onyargisi ve goruslerde israr etme. Saat basi haberleri takip etmek, haftalik bir dergi okumaktan daha kotudur, cunku zaman araliginin uzamasi enformasyonun suzgecten gecirilmesine imkan tanir. Bir uzmanin islemlerindeki hata oranini sorgulamak daima iyidir. Meslek gruplarinin da tahmin etmede basari oranlari is alanlarina gore degisim gostermektedir. Ilimli ornek, yeterliligin olmasi durumunda gosterilen kibir ve ciddi ornek yetersizlikle karisik kibirdir. Bir saglik sorununun cozumu icin bir doktora gitmek gerekirken, bir ekonomik tahmin icin dokrorali bir akademisyenin mi yoksa gazetede ekonomi yazilari yazan bir yazarin mi gorusleri dikkate alinmalidir? Bu noktada, "nasil yapilacagini bilmek" ile "ne yapilacagini bilmek" arasindaki fark ortaya cikmaktadir. (sayfa 178-181-182-183-185-186-187)

Hareketlilik gosteren, bilgi gerektiren seylerin genellikle uzmanlari bulunmaz; hareketlilik gostermeyen alanlarda ise uzmanlar bulunur. Gelecekle ilintili ve calismalarini tekrari olmayan gcmise dayandiran mesleklerde uzman sorunu vardir. Hareketlilik gosteren seyler, genellikle Siyah Kugu egilimlidir. Uzmanlar dar odakli, tek yonlu yogunlasma ihtiyaci duyan insanlardir. Siyah Kugular fazla bir onem arz etmediginden tek yonlu yogunlasmanin tehlikesiz oldugu durumlarda, uzmanlar ise yarayacaktir. Uzmanlarin sorunu neyi bilmediklerini bilmemeleridir. Uzmanlari tahminlerinin neden dogru olmadigina dair sonradan aciklama bulmaya yonelten mekanizmalar arastirildiginda uc ozellige ulasildi: kisi, kendine farkli bir oyun oynandigi soyler; sira disi, sistem disi olan ortaya cikmistir; "neredeyse hakli" savunmasi yapilir. Uzmanlar cogu kez tek yonlu bakar; hakli ciktiklari durumlarda bunu bunu kendi derin anlayislarina ve uzmanliklarina baglarlar; haksiz ciktiklarinda ise ya sira disi olmasindan dolayi durumu suclarlar ya da yanildiklarini fark etmeyip hikayeler turetirler. (sayfa 188-189-194-195)

Kurumlar, ayakta kalabilmek icin kendilerine ve digerlerine bir vizyonlari oldugu gorunumunu verme ihtiyaci vardir.  Projeler soz konusu oldugunda beklenmedik olanin tek tarafli bir etkisi vardir. Insanlari daha kisa teslim tarihi vaat etmeye yonelten bazi durtuler olabilir. Bir fikri mutlak haliyle degerlendirmektense bir referans noktasi ile kiyaslamak daha az zihinsel caba gerektirir. Bir tartismayi ya da pazarligi acilistaki duzey - referans noktasi belirleyecektir. Olasi yasam suresi ilimli rastlantisalliga tabidir, Vasatistana ozgudur, olceklenemez, bir kisi ne kadar yaslanirsa, yasama olasiligi o kadar duser. Insanlarin planlari soz konusu oldugunda ise tersi gecerlidir, teslim tarihi gecirildiginde, bekleme suresinin uzunlugu artar. Devlet kurumlari veya sirketler, gelecege dair projeksiyonlarinda hata payina yer birakmaz. Hata payini dahil etmeden yapilan tahminler, hepsi de belirsizligin dogasindan yanlis anlasilmasindan kaynaklanan uc yanilgiyi ortaya cikarir; degiskenlik onemlidir, projeksiyon yapilan sure uzadikca tahminin kotulesmesinin hesaba katilmalidir, tahmin edilmekte olan degiskenlerin rastlantisal yapisi algilanamamaktadir. (sayfa 199-200-201-203-204-206-207) (10. Bolum) 

Onemli olan hemen her bulus ve yenilik, rastlanti sonucu gelistirilmistir. Farkli bir alanda kullanilmak uzere bulunan seyler, sonradan farkli alanlarda kullanilmaktadir. Yeni bir teknoloji bulundugunda ya fazlasiyla hafife aliniyor ya da abartiliyor. Istatistikte yinelemeli beklentiler yasasina gore, eger gelecekteki bir tarihte birsey beklenmesi bekleniyorsa, o zaman bu sey simdiden bekleniyor demektir. Ongorebilme noktasina kadar gelecegi anlamak icin isin icine bu gelecegin kendisine ait unsurlar katilmasi gerekir. Eger gelecekte yapilacak bir kesif, simdiden biliniyorsa, neredeyse yapilmis demektir. Ongoru, gelecekte kesfedilecek teknolojileri bilmeyi gerektirir. Ancak, bu bilginin kendisi neredeyse otomatik olarak bu teknolojileri hemen gelistirmeye baslamayi saglar. Fiziksel bir sistemin olasi tum kosullari biliniyorsa, teoride gelecekteki yonelimleri tahmin edilebilir. Fakat bu, cansiz nesneler icin gecerlidir, sosyal meselelerde gecerli degildir. Kisilerin rasyonel davranacaklari varsayilir. Gecmise bakilarak yapilan projeksiyonlar, kotu olabilir, cunku gecmis veriler, hem bir seyi hem de onun karsitini dogrulayabilir. Toplumda, uzmanlari dinlemek gibi bir egilim vardir. (sayfa 212-214-218-219-220-231-232-234-239) (11. Bolum)

Epistemik kibri dusuk olanlar, fazla goze carpmaz. Son derece derin ve ayrintili dusunen, hukum vermeyi ertelemeye calisan mutevazi kisiler epistemik tevazu icindedir. Bu tur kisileri yazar epistemokrat, yasalarin bir yanilma payi cercevesinde olusturuldugu ulkeyi ise epistemokrasi olarak adlandirmaktadir. Epistemokrasi, bilginin degil bilgisizligin farkindaligi temeli uzerine kurulu bir toplumdur. Gecmisi algilamanin gerekirci bir uzantisi olmayan, rastlantisalligin dahil edildigi bir gelecek kavrami, aklin yapamadigi bir zihinsel islemdir. Sorun, yalnizca gelecegi bilmemek degil, ayni zamanda gecmisi de buyuk oranda bilmemektir. Ileriye donuk surec, genellikle fizik ve muhendislikte, geriye yonelik surec ise, tekrarlanamayan ve deneysel olmayan tarihsel yaklasimlarda kullanilir. Gercek bir rastlantisal sistem gercekten rastlantisaldir; ongorulebilir degildir. Kaotik bir sistem ise, tumuyle ongorulebilir ozellikler tasir, fakat bu ozellikleri kolayca taninmaz. Tarih, gereken dikkat gosterilmedikce kesinlikle teori olusturulacak ya da genel bilgi turetilecek bir alan degildir; gelecege isik tutmak gibi bir amaci da yoktur. (sayfa 240-242-243-246-247-249-250) (12. Bolum)

Bir baska hastalik icin gelistirilen bir ilacin aslinda bambaska bir soruna iyi geldiginin fark edilmesi pozitif rastlantidir. Bu fikir yasamin tumune yonelik olarak genellestirilirse, kisilerin cevrelerinde beklenmedik firsatlari bulma yeteneklerini en uste cikarmalari gerekmektedir. Insanlar, istikrarsizliktan kacinmak icin daha az hareketlilikle daha buyuk riskler almayi tercih ederler, ancak her zaman basariya ulasamayabilirler. Halter stratejisine gore, kisiler ellerindeki paranin buyuk bolumunu guvenli risksiz yatirimlara, diger (kaybetmekten korkmayacaklari) kucuk miktari ise riski buyuk yatirimlara yatirmalidir. Orta duzeyde riske girmek yerine, hesaplanamayan risk bu sekilde minimize edilir. Ongorulemezlik ve epistemik kibir avantaja cevrilebilir: (sayfa 255-257-258-262)

> Beklenmedik pozitif ve negatif olaylar birbirinden ayrilmalidir,
> Dar goruslu olmaktan kacinmak gereklidir,
> Her firsat veya firsat olarak gorunen sey yakalanmalidir,
> Devletin veya firmalarin kesin planlarina guven olmaz,
> Isi tahmin etmek olanlardan kacinmak gerekir (tahmin zamana yayildikca dogruluk payi duser)

Bilinmeyeni bilmek mumkun degildir, ancak bilinmeyenin etkileri uzerine tahmin yurutmek mumkundur. Karar vermek icin bilinmeyen olasiliklar yerine bilinen etkilere odaklanmak daha mantiklidir. (Asimetrik Sonuclar, kisinin kendi lehinde olan sonuclarin aleyhinde ki sonuclara gore fazla olmasidir.) (sayfa 263) (13. Bolum)

Ucuncu kisimda, vasatistanin etkisinin giderek azalmasi, can egrisinin bir yanilgi oldugu, rastlantisalligin aciklamasi ve sahte belirsizlige odaklanan felsefeciler in fikirleri anlatilmistir. (sayfa 265) (III. Kisim) 

Ekonomist Sherwin Rosen, turnuva etkisini birazcik daha iyi olanin digerlerine hicbir sey birakmayacak bicimde odulun tamamini almasidir. Daha iyi kavrami her ne kadar yeteneklere isaret ediyor gibi gorunse de, sans, rastlantisal etkiler ve rastgele ortaya cikan durumlar da basariyi getirebilir. Bilim sosyologu Robert K. Merton, Matta etkisi fikrini ortaya atmistir. Buna gore, bilimadamlarinin performanslarini incelenmis ve baslangicta yakalanan avantajin sonradan devam ettigi tespit edilmistir. (sayfa 268-269) Ancak, burada da sans faktoru devreye girmektedir. Akademik basari bir kisiden ne kadar cok alinti yapildigi ile olculur. Merton, cogu alintinin ozgun eserler okunmadan, daha once bu eserden alinti yapmis bir baska makalenin kaynakcasindan rastgele secilerek yapildigini ve boylece ozgun eserin gundemde sans eseri kalarak isminden soz ettirdigini belirlemistir. Boylece, zengin daha da zengin olmaktadir. Matta etkisi, sosyolojide kumulatif avantaj olarak gecer. Kazanan gelecekte de kazanacak, kaybeden gelecekte de kaybedecektir. 

Merton'un kumulatif avantaj fikrinin tercihli baglilik olarak tabir edildigi daha genel bir onculu vardir. Bir dilde bir sozcuk ne kadar cok kullanilirsa, bir sonraki kullanimi da o kadar kolay hale gelir. Boylece, sozlu ve yazili dil icinde kullanimina daha fazla rastlanan cok kullanilan bir sozcukler grubu ortaya cikar. Dunya capinda Ingilizce'nin ortak dil haline gelmesinin de mantigi aynidir. (sayfa 271-272) 

Yazar, asiristanda kimsenin guvende olmadigini belirtmektedir. Merton'un gorusu, sansi hesaba katar ama rastlantisalligin bir yonunu goz ardi eder. Kazanan kazanan olarak kalmaya devam edebilir ancak bazen kazanan da baska biri tarafindan yerinden edilebilir. Sans oldukca esitlikcidir, insanlar sanstan bahsederken cogunlukla kendi sanslarini goz onunde tutarlar, oysa ki digerlerinin sansi da buyuk onem tasimaktadir. (sayfa 273-275) (14. Bolum)

Yazar, bu noktada Wired dergisi editoru Chris Anderson tarafindan once 2004 yilinda makalae olarak sonrasinda da 2006 yilinda kitap olarak kaleme alinmis Uzun Kuyruk kavramindan bahsetmektedir. Wikipedia'da yeralan bilgiye gore, Chris Anderson, bir satis magazasi ya da kanalinin yeterince buyuk olmasi durumunda, talebi ya da satisi az olan urunlerin toplam satisinin, cok satan bir urunun satisindan daha fazla olabilecegi gorusunu ortaya atmistir. Uzun Kuyruk, cok cesitli urunlerin toplam satisinin cok tutan bir urunun satisindan daha fazla olmasini ifade eder. Ornek olarak internet uzerinden hizmet veren Amazon ve Netflix paylasilmaktadir. 

Resim Kaynak
Gauscu yontemin anafikri, cogu gozlemin ortalamanin etrafinda toplanmasina dayanir; ortalamadan uzaklastikca olasiligin azalma hizinda siddetli bir artis gorulur. Gauscu cercevede, dusus oranindaki artistan dolayi, sapmalar buyudukce esitsizlik azalmaktadir. Ancak olceklenebilir olanlar farklidir. Herhangi buyuk bir toplam icin, dagilim giderek daha asimetrik bir hal alir. (sayfa 289) 80/20 kuralina gore, 80%'lik bir caba, ancak 20%'lik bir sonuc yaratir. 20%'yi olusturan kisim da esit olmayan paylara sahiptir. Can egrisine dayali belirsizlik olcumleri, ani sicrama ve kesintilerin olasiligini ve etkisini goz ardi eder; bu yuzden de Asiristana uyarlanamaz. Rastlantisalligin analizinde olceklendirilemeyen sistemin kilit ozelligi, asiri sapmalarin gitgide artan oranda dusmesidir. Gausscu can egrisinin temel ozelligi, olgularin cogunun ortalamasinin vasatin etrafinda dolasmasi ve ortalamadan uzaklastikca sapma oraninin gitgide daha hizli azalmasidir. Sira disilar gitgide daha az olasiliklidir. (sayfa 285-289-290-291-304-305-307) (15. Bolum)

Olceklenebilirlik varsayiliyorsa, rastgele buyuk bir sayi mumkundur, esitsizliklerin bilinen bir ust sayida durmasi gerekmez. Cikarsamalar, ancak olasilik dahilinde yapilabilir. Gri Kugu, modellenebilir uc olaylari, Siyah Kugu ise bilinmeyen bilinmeyenleri kapsar. (sayfa 332-334) (16. Bolum)

17. Bolumde rastlantisalliga iki farkli yaklasim, Kuskucu Deneycilik ve Platonik Yaklasim karsilastirilmaktadir. (sayfa 347) 

Isleri belirsizligin farkedilmesini saglamak olan kisiler kendilerine basvuranlari yaniltmaktadir. (sayfa 349) (18. Bolum)



Kitabin Kunyesi

Kitabin Adi: Siyah Kugu - Olasiliksiz Gorunenin Etkisi
Yazar: Nassim Nicholas Taleb
Sayfa Sayisi: 511
Yayinevi: Varlik Yayinlari
Basim Yili: 2014
Ilgili Baglantilar: GoodReads, Amazon



Ilgili Yazilar

Siyah Kugu, Aydabirkitap.com, Cihan Serdar Kizilcik, 28.09.2008
Siyah Kugu, Sila Arli, 17.12.2013
Gozu Kapali Riske Girmeyin, Radikal Gazetesi, 18.06.2008
Hindinin Beklenmeyen Sonu, Melih Arat, 10.01.2010
Siyah Kugu, Yontemresearch.com, Temmuz 2008
Piyasalari Tehdit Eden "Siyah Kugu"lar, Businessht.com, 17.03.2015
Black Swan, Serkan Urgun, 16.12.2013
Siyah Kugu, Murat Colak, 03.03.2012
Siyah Kugu, Parahaberi.com, 29.08.2014
Gerilimin Ekonomiye Yansıyan Golgeleri, Doret Habib Doret, 02.06.2010
Siyah Kugu ve Uzun Kuyruk, Bulent Gundogmus, 03.07.2013
Siyah Kugu Teorisi, Efsun Tunali, 19.03.2011
Siyah Kuğu / Nassim Nicholas Taleb, K2danismanlik.com, 07.02.2011
Zeitgeist ve Biyoinformatik - 2, Ahmet Rasit Ozturk, 04.04.2013
Taleb: Asiristanda Yasiyoruz, Finanstrend.com, 18.06.2008
Siyah Kugu, Kemal Islamoglu, 18.06.2012


Ilgili Kitaplar

Uzun Kuyruk - Chris Anderson


#281




quick edit

#yetenekyonetimico 4 yasinda!

Anasayfa

Benzer Yazilar

0 comments

GUNCEL YAZILAR


ONERILER

Oneriler...





Toplam Yazı Sayisi:

instagram twitter facebook pinterest tumblr Medium RSS send mail

Icons made by Freepik from www.flaticon.com is licensed by CC 3.0 BY

#yetenekyonetimico

www.yetenekyonetimi.co
www.yetenekyonetimi.co
www.yetenekyonetimi.co
yetenekyonetimi.co 4 yasinda!
www.yetenekyonetimi.co

Iletisim

Name

Email *

Message *